İlimizin güneyinde 40 km
mesafede bulunan Ilgaz Dağı Çankırı ile
sınırımızı da oluşturur. Orta Anadolu ile Kuzey
Anadolu arasında yer alan Ilgaz Dağı antik
dönemde Olgassys olarak adlandırılmakta ve o
dönemlerden günümüze heybeti ile saygı uyandıran
bir dağ konumundadır. Ilgaz Dağları önemli bir
kış sporları Turizm merkezi olarak da
kullanılmaktadır. Burada çeşitli resmi ve özel
kuruluşlara ait tatil köyü ve konaklama
tesislerinin yanında alanda 800 mt ve 1500 m.
uzunluğunda 2 adet pist de yer almaktadır.
Ayrıca alan üzerinde telesiyej ve teleksi
tesisleride bulunmaktadır. 1976 yılında Milli
Park alanı ilan edilen Ilgaz Dağlarını en yüksek
noktasını 2587 m. ile büyük Hacet tepesi
oluşturur.
Kış manzaraları...
Deniz
Turizmi
Kastamonu'nun Karadeniz'e 170
km'lik bir sahil şeridi bulunmaktadır. Bu sahil
şeridi üzerinde Cide, Doğanyurt, İnebolu, Abana,
Bozkurt ve Çatalzeytin ilçeleri doğal plaj,
liman ve dalış alanları ile bulunur. Bu
ilçelerden Cide 8 km'lik kumsalı ile Türkiye'nin
en önemli kumsal sahillerine sahip beldelerden
bir tanesi arasında yer alırken, Gideros doğal
koyu ise eşsiz güzelliği ve arkeolojik sit alanı
olmasıyla da önem kazanmaktadır. Sahil üzerinde
bulunan İnebolu, yaklaşık 2 bin yıllık kent
kültürü ve kendine özgü yapısı ile Karadeniz'in
en önemli yerleşimden biri iken, Bozkurt'a bağlı
Beldeğirmeni Kasabası'nda yer alan 600 yıllık
anıt ağaç da dikkat çekmektedir. Kastamonu
sahilinin en doğusundaki Çatalzeytin de antik
Ginolu Koyu ile Kastamonu sahilinin bir incisi
olarak parlamaktadır.
Sahillerimizden görünümler...
İnanç
Turizmi
Kastamonu'nun sahip olduğu
tarihsel yapıların birçoğu, ilin Türk-İslam
kültürü içinde kalan ve dinsel alanda kullanılan
yapılardır. En eskisi yaklaşık 800 yıllık olan
bu yapılar hala birebir kullanılırken, Kastamonu
halkının geçmişle olan bağlantısını daima canlı
tutmaktadır. Kastamonu'da inanç turizminin odak
noktaları arasında; kent merkezinde bulunan Şeyh
Şaban-ı Veli Külliyesi, Kasaba Köyü Mahmutbey
Camii, Yakupağa Külliyesi, Benli Sultan Türbesi
gelmektedir.
Merkezlerimizden görünümler...
Külliyeler - Medreseler
Nasrullah Külliyesinde Münire
Medresesi: Mülkiyeti Nasrullah Kadı Camii Şerifi
Vakfına aittir. 1506 yılında Yakup oğlu
Nasrullah Kadı tarafından yaptırılmıştır.
- Nasrullah caminin batı köşesinden başlayıp
kıble tarafı boyunca uzanarak güney doğu
köşesine kadar uzanan bina kesme taş karışık ve
tuğla hatıllı duvar yapısına sahiptir. Üzeri
kiremit kaplı, moloz ve 15 adet odadan
oluşmaktadır.
- 1224, 1230, 1259 ve 1279 hicri yıllarında
onarım görmüştür.
- Yapı şu anda el sanatları çarşısı olarak
kullanılmaktadır.
Nasrullah Külliyesinde Numaniye Medresesi:
Mülkiyeti Nasrullah Kadı Camii Şerifi Vakfına
aittir. 1688 yılları civarında Cecelizade
İbrahim Nureddin Efendi tarafından
yaptırılmıştır.
- Kesme ve moloz taştan yapılmış bina kubbeli
bir çatı örtüsüne sahiptir.
- Yapılan onarımında dış cephe derzleri, iç
sıvaları ve çatı örtüsü yenilenmiştir.
- Medrese restoran olarak kiralanmıştır.
Nasrullah Külliyesinde Tevfikiye Medresesi:
Mülkiyeti Nasrullah Kadı Camii Şerifi Vakfına
aittir. 1240 / 1824 yılında Hatipefendizade
Mehmet Tevfik Efendi tarafından yaptırılmıştır.
- Ahşap olan yapı Cumhuriyet döneminde yeniden
kesme taş ile inşa edilmiştir.
- Medrese dükkan olarak kiraya verilmiştir.
İsmailbey Külliyesinde Medrese: Mülkiyeti İsmailbey Vakfına aittir. İsmail Bey tarafından
1461 yılında yaptırılmıştır.
İsmailbey Caminin kuzey doğu köşesinde moloz taş
örgülü, üzeri kiremit örtülü bir
medresedir.İçerisinde 10 adet oda vardır.
- 2008-2009 yıllarında yapılan onarımda dış
cephe derzleri, avlu düzenlemesi ve çatı örtüsü
yenilenmiştir.
- Medreseye ait odalar dükkan olarak kiraya
verilmiştir.
İsmailbey Külliyesinde Sıbyan Mektebi (Kur-An
Kursu): Mülkiyeti İsmailbey Vakfına aittir.
İsmail Bey tarafından 1461 yılında
yaptırılmıştır.
- Üzeri tuğla örtülü moloz-tuğla almaşık örgülü
bir yapıdır. 2 odadan oluşur. Etrafında moloz
duvar örgülü, pencereli bahçe duvarı mevcuttur.
- Yapılan onarımda cephe derzleri yenilenmiş,
muhdes yapılar kaldırılmıştır.
- Kuran kursu olarak kullanılmaktadır.
Şeyh Şaban-I Veli Külliyesi (Türbe): Mülkiyeti
Şeyh Şaban-i Veli Vakfına ait olup, 1611 yılında
yaptırılmıştır.
- 2008-2009 yılları onarımında türbe kurşun
kaplaması ve dış cephe derzleri yenilenmiş,
türbeye ek yapılan muhdes yapılar
kaldırılmıştır. Sandukalar onarılmıştır.
- Türbe ziyarete açıktır.
Yakupağa Külliyesinde 1. Medrese: Mülkiyeti Yakupağa Camii Vakfına aittir. 1547 yılında
Abdurrahman oğlu Yakup Ağa tarafından
yaptırılmıştır.
- Kesme taştan yapılmış, üzeri kubbeli ve kurşun
kaplı, dikdörtgen planlı bir yapıdır.
- 2006 yılında tamamlanan onarımında harabe
durumda olan medresenin üst örtüsü kurşun olarak
yapılmış, yıkılan duvarları tamamlanmıştır.
- Yapı kiraya verilmiş olup, hizmete açıktır.
Yakupağa Külliyesinde 2. Medrese: Mülkiyeti
Yakupağa Camii Vakfına aittir. 1547 yılında
Abdurrahman oğlu Yakup Ağa tarafından
yaptırılmıştır.
- Kesme taştan yapılmış, üzeri kubbeli ve kurşun
kaplı, dikdörtgen planlı bir yapıdır.
- 2006 yılında tamamlanan onarımında harabe
durumda olan medresenin üst örtüsü kurşun olarak
yapılmış, yıkılan duvarları tamamlanmıştır.
- Yapı kiraya verilmiş olup, hizmete açıktır.
Yılanlı Külliyesi Kapı Portalı: Mülkiyeti
Vakıflar Genel Müdürlüğüne aittir. Şeyh Abdulfettah-ı Veli tarafından 1272 yılında
yapılmıştır.
- Kesme taştan yapılmış Yılanlı Darüşşifası taç
kapısında Türk Süsleme Sanatı’nın sonsuzluk ve
simetri ilkesi en iyi şekilde uygulanmıştır.
Bitkisel ve geometrik içerikli motiflerle
bezenmiştir.
Fotoğraflar için tıklayınız...
Konaklar
Kastamonu'nun coğrafi yapısındaki değişik
etmenlerden dolayı sivil mimarlık öğeleri de,
içinde bulundukları yörenin beşeri coğrafyasına
uygun olarak yapım tekniği ve tasarımlarında
oldukça zengin bir çeşitlilik
sunmaktadırlar.Özellikle kent merkezinde yer
alan konakların en önemli özellikleri arasında
ilk başta gelen unsur, her bir yapının ön
cephelerinde farklı mimari tasarım ve estetik
anlayışın hayata geçirilmiş olmasıdır. Yani bu
belirli bir "Kastamonu Konağı" denilebilecek bir
olgunun ortaya çıkması değil 400 adet farklı
mimari tipolojinin varlığı anlamına gelmektedir.
Kastamonu konaklarındaki bir diğer önemli
farklılık ise üç katlı konakların birinci katı,
diğer kentlerin aksine sağır değil, birebir
hayata açılan ve günlük yaşamın başladığı ve
hayat bulduğu kat olmasıdır. İkinci katlar aile
yaşamının ortak alanı iken, üçüncü katlar ise
evin konakların için ayrılmış özel mekanlar
olarak tasarlanmışlardır. Sivil mimarlık
yapılarındaki, komşunuzun güneşini, gölgesini ve
manzarasını engellememek ile bulunduğu alanı en
iyi şekilde değerlendirme düşüncesi,
Kastamonu'daki konaklarda en iyi şekliyle
görülmektedir.
Resimler için tıklayınız...
Doğa Turizmi
Valla Kanyonu: Devrekani
çayının Karadeniz'e yolculuğunda Küre Dağları
içinde açmış olduğu bu doğa üstü fenomen,
Pınarbaşı'nın 26 km. kuzeyindeki Muratbaşı Köyü
yakınlarında Devrekani çayı ile Kanlıçay'ın
buluştuğu yerde başlar. Kuzeyindeki Cide'ye
doğru yaklaşık 10 km. uzanan kanyon, 800-1200 m.
arasındaki yüksek kayalık uçurumlara sahiptir.
Bu kayalıklarda Kartal, Şahin, Akbaba gibi
yırtıcı kuşlar bulunur. Kanyonun içi profesyonel
ya da yerel rehber ve uygun ekipman olmadan asla
geçilemez.
Ilgarini Mağarası: Pınarbaşı'nın 36 km.
kuzeydoğusundaki Yamanlar Köyü yakınlarındadır.
Uzunluğu 858 metre, derinliği 250 metre olan
mağaraya yaklaşık 1.5-2 saatlik bir yürüyüş ile
ulaşmak mümkündür. Ancak yoğun ormanlık alanda
kaybolma tehlikesine karşı yerel rehber mutlaka
alınmalıdır. Mağara içinde bir çok sarkıt ve
dikitler bulunduğu gibi Geç Roma ve Bizans
dönemlerine ait şapel, mezarlar ve sarınçlar da
görülebilir.
Ilıca Şelalesi: Pınarbaşı'na 12 km. uzaklıkta
Ilıca Köyü içinde yer alan şelale, 15 metre
yükseklikten aşağıya dökülmektedir. Suyun
döküldüğü yerde oluşan doğal havuzun çevresi
oldukça çeşitli bitki örtüsü ile de kaplıdır.
Horma Kanyonu: İçinden Zarı Çayı geçen yaklaşık
4 km. olmasına rağmen yerel rehber kullanılmadan
geçilmemesi gereken bir kanyondur. Suyu geçtiği
alanlarda oluşan derin kazanlar ve kuyular, Horma Kanyonunu oldukça tehlikeli kılmaktadır.
Fotoğraf albümü için tıklayınız...
Anıtlar - Müzeler
Liva
Paşa Konağı-Kastamonu Etnografya Müzesi:
1879-1881 Yıllarında Mir Liva Sadık Paşa
tarafından haremlik ve selamlıklı olarak bodrum
artı üç katlı olarak yaptırılmış, konak 1997
senesinde Etnografya müzesine dönüştürülmüştür.
Müzenin girişinde zemin katta, Kastamonu’ya ait
eski görüntülerin bulunduğu fotoğraflar
bulunmaktayken, kışlık kat olarak kullanılan
orta katta Kastamonu el zanaatlarını yansıtan
ahşap el oymacılığı eserleri, dokumacılık, semer
ve koşum takımcılığı, baskıcılık, kunduracılık,
urgancılık ve bakırcılık seksiyonları
bulunmaktadır. Yazlık kat olarak kullanılan üst
kat ise bir müze ev olarak düzenlenmiş, bir
konağın içinde bulunan gelin odası, oturma
odası, günlük odalar (kadın-erkek), misafir
odası, başoda olarak hazırlanmıştır.
Kastamonu Valiliği Kent Tarihi Müzesi:
Tarihi kentler Birliği 2002 Eylül ayında almış
olduğu tavsiye kararı uyarınca 29 Ekim 2002
tarihinde Türkiye’nin ilk kent tarihi müzesini
Kastamonu Valiliği açmıştır. Kastamonu Valiliği
tarafından oluşturulan ve kendi formatında bir
öncü olan müze Hükümet Konağının hemen altında
yer almaktadır. Kastamonu’nun kentlileşme süreci
içerisindeki gelişmelerini fotoğraf, grafik ve
çeşitli objelerle ziyaretçilerine sunan müze
içersinde 1904 yılına ait Anadolu’nun ilk el
yapımı konsol piyanosu Kastamonu sanayi nefise
mektebinde 1907 yılında yapılan 40mt karelik
halı gibi nadir eserlerde sergilenmektedir.
İstiklal Yolu Projesi Kapsamında yapılan
Halime Çavuş Anıtı: Ilgaz Dağı’ndan
Kastamonu’ya uzanan 40 Kilometrelik Havzamızın
içinde, turizm projelerimizin temilini
oluşturan, İnebolu’dan Ankara’ya uzanan Atatürk
ve İstiklal Yolu’nun da bir bölümü bulunmakta.
Daha önce önemli bir parkur olarak hayata
geçirdiğimiz İstiklal Yolu projesi kapsamında
diktiğimiz Halime Çavuş Anıtı’nın çevresindeki
düzenleme daha da genişletilecek. Ayrıca yine
buradaki protokol karşılama alanı da
düzenlenecek.
Hamamcı Kadı Salih Reis Heykeli: Proje
kapsamında yine İnebolu’da Hamamcı Kadı Salih
Reis’in heykeli dikilmiştir. Biz, Türk Oacağı
binasının duvarlarına asılacak olan siyah beyaz
eski fotoğrafları incelerken 70 yaşını aşkın bir
ihtiyarın bir top mermisini omuzlarına alıp
taşıması bizi oldukça heyecanlandırdı. Ve o anda
bu kişinin anısının ölümsüzleştirilmesi için
anıtın dikilmesi karırını aldık ve fotoğrafltaki
aslına uygun olarak heykeli yapıldı.
Kastamonu Şehitler Anıtı: Proje kapsamsındaki
diğer bir çalışma ise Kastamonu Şehitliği ve
Şehitler Anıtı’nda yapılan düzenlemeler
olmuştur. Oradaki anıt elden geçmiş, anıtı
kaplayan mermerlerin tümü değiştirilecrek
yenilenmiştir. Bunun yanı sıra anıtın
kaidesindeki Milli Mücadeleyi simgeleyen seramik
rölyefler oldukça önemlidir. Belli bir olay
örgüsünü takip eden bu rölyefler 7 bölümden
oluşturulmuştur.
Halime Çavuş Heykeli: proje kapsamında en
son çalışmamız ise kadı dağı mevkiindeki halime
çavuş anıt heykeli’nin yapımı olmuştur.
Kastamonu için yine tarihsel öneme haiz bu
kahramanımız, olayları birebir yaşamış ve savaş
sonrasında da Mustafa Kemal Atatürk tarafından
Ankara’da ağırlanıp, Gazi unvanı ve İstiklal
Madalyası ile taltif edilmiş bir şahsiyettir.
Biz de bu tarihsel şahsiyeti ölümsüzlüğe taşımak
için böyle bir anıt yapımı için kollarımızı
sıvadık.
Kışla Parkı Atatürk Anıtı: İki bölümden oluşan
Atatürk Anıtı, Kastamonu Valiliği 100. Yıl
kutlama komitesi tarafından heykel bölümü
heykeltıraş Metin Haseki, yerleşim projesi ise
Mete Ünal’a yaptırılmış ve 23 Ağustos 1982
yılında da açılışı yapılmıştır.
Atatürk ve Şerife Bacı Heykeli:
Kastamonu’nun olduğu kadar Türk kadının da Milli
Mücadele’deki sonsuz cefakarlığını anlatan bir
olay varsa o da Şehit Şerife Bacı’nın trajik ama
anıtsallaşmış hikayesidir. Milli Mücadele
yıllarlında, özellikle İnebolu’dan Ankara’ya
olan sevkiyatı yazıları ile gönümüze taşıyanlar,
Kastamonu kadınının sonsuz cefakarlığını sık sık
dile getirmişlerdir. Şerife Bacı vatanın
istiklal yolunda şehit olan kahramanlarımızdan
biri olarak Milli Mücadele’deki Türk kadının
sembollerinden biri olmuştur. Kastamonu Valiliği
hem Şehit Şerife Bacı’yı sonsuza taşımak ve
Kastamonu Kadının Milli Mücadele’deki katkısını
anıtsallaştırmak, hem de Milli Mücadele’den
Cumhuriyete uzanan o destansı günleri anlatmak
üzere Cumhuriyet Meydanı’na bir anıt heykel
grubu yapımına karar vermiştir. Prof. Dr. Tankut
Öktem, Atatürk ve Şehit Şerife Bacı Anıtını 1985
yılında tamamlamış, anıt, aynı tarihte de
meydandaki yerini almıştır.Fotoğraflar
için tıklayınız...
Arkeoloji
Kastamonu’nun, arkeolojik bazı kazı ve yüzey araştırmaları sonucunda Paleolitik dönemden günümüze kadar kesintisiz bir kronolojiye sahip olduğu görülür. Anadolu arkeolojisi içerisinde bölge üzerine pek araştırma olmaması nedeniyle Kastamonu üzerine bilgiler de özellikle erken dönemler için çok yetersizdir. Kısıtlı sayıdaki yüzey araştırması ve kazı çalışmasına bakarak elde edilen veriler ise bölge arkeolojisinin Anadolu tarihi açısından yine de önemli olduğunu vurgular. Yapılan araştırmalar bölgenin Paleolitik dönemle birlikte neolitik, kalkolitik ve erken tunç dönemlerine kadar kesintisiz bir yerleşime sahne olduğunu gösterir.
Bu çağların sonrasında, M.Ö. II. Bin Anadolu tarihi coğrafyasına bakıldığında Kastamonu ve çevresinde Pala ve Tummana adı verilen kavimlerin yerleşik olduğu görülür. Bu kavimlerin kullandığı dile Palaca adı verilirken, çivi yazısı formatındaki yazılarını içeren çok az sayıda kil tablete de Hitit arşivlerinde rastlanmıştır. Büyük ihtimalle Transkafkasya kökenli olan bu kavimler yakın akrabaları olan Hititler ve Luwiler ile aynı çağlarda Anadolu’ya gelmiş ve bu bölgeye yerleştikleri düşünülmektedir.
M.Ö. 1200’lü yılların sonlarına doğru Hitit Devleti yıkılırken Anadolu, özellikle Balkanlar’dan gelen Trak Kavimlerinin tarafından istila edilmişti. Bu Tak kabilelerinden olan ve özellikle Eskişehir Afyon dolaylarında hâkimiyeti bilinen Frigler Kastamonu bölgesinde de siyasal bir güç olmayı başarmışlardı. M.Ö. 7. Yy’da Kimmer istilasına maruz kalan bölge, daha sonra Lydia kralı Alyettes’in Kimmer tehlikesini ortadan kaldırması ile kral Kroissos döneminde ( M. Ö. 561-546 ), Lydia egemenliğine girmiştir. M.Ö. 546 yılından itibaren ise bölgede Pers hâkimiyeti başlar. Anadolu’da başlayan Pers hakimiyeti ile Papahlagonia Phrygia satraplığına bağlanmıştır. Aynı yıllarda yani M.Ö. 6. yy’da bölgenin kıyı kesimleri Ionia Bölgesi şehri olan Miletos tarafından kolonize edilmeye başlamıştır. M.Ö. 333 yılına gelindiğinde Büyük İskender yönetimi altına giren bölgede M.Ö. 298 yılında Ktistes Mitridates tarafından Ilgaz Dağları’nda yer alan Kimiata kentinde Pontus Devleti kurulmuştur.
M.Ö. I. Bin olarak anılan çağla birlikte Kastamonu Bölgesi Paphlagonia olarak adlandırılır. Bu bölgenin halkı açık olmamakla birlikte batıdan yani Balkanlar’dan gelmiş bir Thrak boyunun uzantısı olduğu düşünülebilir. Antik tarihçilerden Ksenphon Paphlagonia bölgesinde“Kotys” adlı bir liderden söz eder ki, bu isime Thrakialılar arasında sık rastlanır. Ancak, Thrak göçlerinden etkilense bile bölge, halkının önemli bir bölümünün bu bölgede M.Ö. II. Binyılda yaşadığı bilinen Palaların devamının olması daha da mümkün görünmektedir.
Roma çağlarına geldiğimizde ise MÖ 64 yılında
Pompeiopolis-Taşköprü kentinin kurulması,
buranın ilk önce bölge meclisinin birlik merkezi
olması, daha sonra ise MS 150’lerle birlikte
bölge başkenti olması ekonomik, sosyal ve
kültürel alanda bölgeyi hem ilerletmiş hem de
bilinir kılınmasını sağlamıştır.
Fotoğraflar için tıklayınız...
Mutfağımız
Kastamonu
kültürünün kökenleri ve geniş coğrafyasının
sunduğu çeşitlilik zengin bir mutfak kültürü
oluşturmuştur. Bu kültürü besleyen ana damarlar;
iklim, coğrafya ve bunlara bağlı olarak da
tanımsal faaliyetlerdir. Binlerce yıllık kültür
birikiminde Kastamonu önemli bir derinliğe sahip
olmuştur. Bu derinlik tanımsal faaliyetlere
bağlı olarak yemek çeşitliliği, beşeri koşullara
da bağlı olarak bu yemeklerin
isimlendirilmesinden, pişirme yöntemine, sofra
araç gereçlerinden ahşap ve bakırdan sofra
eşyası üretimine kadar yayılmıştır.
Kastamonu mutfağı üzerine yapılan derleme ve
tespit çalışmaları 1950'li yılların başına kadar
gider. Bu tarihlerde Arkeolog Ahmet Gökoğlu'nun
yaptığı çalışma sonucunda 812 çeşit yemek tespit
edilmiş ancak tespit edilen bu türlerin tümünün
yer aldığı bir yayın çıkarılamamıştır Gökoğlu,
Türk Etnografya Dergisinde bu derlemesinden
yalnızca Kastamonu Ekmekleri ve Kastamonu
Çorbalan adını taşıyan iki makale yayınlamıştır
Ahmet Gökoğlu'nun yanı sıra ihsan Ozanoğlu'da
Kastamonu Elması, Kastamonu Yemekleri vb.
konularda risale tarzındaki yayınlan kaleme
almış ve bir arşivleme yapmıştır.
Ahmet Gökoğlu 1967'de yayınladığı "Kastamonu
Ekmekleri" adlı makalesinde Kastamonu'daki yemek
çeşidinin yine o tarihlerde yapılan ve 36 ilden
derlenen "Anadolu Yemekleri ve Türk Mutfağı"
adlı kitaptaki yemek çeşidinden 280 adetten
fazla olduğunu belirtmiştir: Bu rakamlar bile
Kastamonu Mutfağının derinlere inen köklerine
işaret etmektedir Genel anlamda ekmekler,
çorbalar, et yemekleri, hamurlu yemekler, sebze
yemekleri, tatlılar ve içecekler olarak ana
başlıkları olarak ayrılan Kastamonu mutfak
kültürü içinde neredeyse her ilçe de sahip
olduğu bir meyve ya da başka ürünle de ön plana
çıkar Neredeyse ilin geneline yayılmış Kastamonu
Elması, Üryani Eriği, İnebolu Kestanesi,
Taşköprü Sarımsağı, Araç Cevizi bunlara bir
örnek olarak gösterilebilir.
Türk Şekerciliğinin dönüm noktası olan ve halen
bu sektörün en önemli markalarından biri olan
Hacı Bekir isminin Kastamonu Araç ilçesinden
çıkması ve halen bu sektörde en çok hizmet
verenlerin Araçlılardan olması, bunun yanında
yine bir sembol haline gelen Çekme Helva
yapımcılığı Kastamonu Mutfağının spesifik bir
başka alanını oluşturur.
Kastamonu'da orman varlığının fazlalığı mutfak
ve sofra kültürüne de yansımıştır. Kullanılan
eşyaların arasında ahşaptan yapılmış saklama
(tıkır, çalmaç, yayık, sepet), pişirme (yaslağaç,
bisleğeç, oklağaç), tabak, çanak ve sini altlığı
gibi araç gereçler oldukça yoğundur Ayrıca Tunç
Çağlan'dan bu yana işletildiği bilinen Küre
Ocaklarından çıkarılan bakır da Kastamonu
mutfağına yansıyan önemli bir maddedir. Bakırdan
yapılan, işlevsel olduğu kadar estetik anlamda
da sofraları süsleyen eşyalar arasında sahan,
leğenler, siniler, sürahiler, mataralar, çatal
kaşık gibi örnekler sayılabilir.
Mutfağımızdan görünümler...